İcra Hukuku

Doğrudan (Takipsiz) İflas Nedir?

Bazı durumlarda, borçluya karşı önceden bir iflas takibi yapılmasına gerek olmaksızın, doğrudan doğruya asliye ticaret mahkemesinde iflas davası açılabilir. Bu sebeple bu takip yollarına “takipsiz iflas” da denilmektedir. Doğrudan iflas, bir çekişmesiz yargı işidir (HMK m. 382/2). Bazı durumlarda borçlu da kendisinin doğrudan iflasını isteyebilir.

Doğrudan (Takipsiz) İflas Nedir?

Alacaklının Talebiyle Doğrudan İflas Sebepleri

Aşağıdaki hallerde alacaklı önceden bir takip başlatmasına gerek olmaksızın asliye ticaret mahkemesinden iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir:

Birinci alacaklılar toplantısından farklı olarak, ikinci alacaklılar toplantısına alacaklı olduğunu iddia eden herkes katılamaz. İkinci alacaklılar toplantısına alacakları iflas idaresince kabul edilmiş alacaklılar ile sıra cetveline itiraz davası açmış alacaklılar arasından asliye ticaret mahkemesinin katılmalarına karar verdiği alacaklılar katılabilirler (m. 237/1).

Borçlunun Yerleşim Yerinin Belli Olmaması

Borçlunun yerleşim yeri bilinmiyorsa, alacaklı doğrudan asliye ticaret mahkemesinde iflas davası açabilir (m. 177/1).

Burada “yerleşim yeri” ifadesi, Türk Medeni Kanunu’nda tanımlandığından daha geniş bir anlamda kullanılmıştır; borçlunun yerleşim yeri belli olmasa bile bulunduğu yer biliniyorsa, doğrudan iflası istenebilir.

Borçlunun Taahhütlerinden Kurtulmak Amacıyla Kaçması

Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması da doğrudan iflas sebebidir (m. 177/1). Borçlunun, alacaklılarının takibinden kurtulmak maksadıyla, ticarethanesini kapatarak hiçbir adres bırakmadan ortadan kaybolması buraya dâhil olduğu gibi, yeni adresinin bilinmesi ve fakat bu yeni adreste borçluya karşı takip yapmak imkânının güç olması halinde de, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçtığı sonucuna varılmalıdır. Bu sebebe dayanarak borçlunun doğrudan iflasının istenebilmesi için, taahhütlerin muaccel olması gerekmez.

Borçlunun Alacaklılarının Haklarını İhlal Eden Hileli İşlemlerde Bulunması veya Bunlara Teşebbüs Etmesi

Borçlunun alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi doğrudan iflas sebebidir (m. 177/1). Borçlunun malvarlığının azalması sonucunu doğuran her türlü hileli işlem buraya girer. Örneğin; borçlunun mallarını hileli olarak yakınlarına bağışlaması doğrudan iflas sebebidir.

Borçlunun hilesinin, mutlaka cezayı gerektiren işlem olması şart değildir. Cezayı gerektiren hileli işlemler bu kapsama girdiği gibi, ceza gerektirmese bile alacaklılara zarar vermek kastı ile yapılan hileli işlemler de bu kapsamdadır.

Borçlunun bu hileli işlemleri gerçekleştirmiş olması şart değildir; bu işlemlere teşebbüs etmiş olması doğrudan iflasın istenebilmesi için yeterlidir. Borçlunun gerçekleştirdiği veya teşebbüs ettiği işlemlerin hileli olması noktasında kesin bir ispat aranmaz; yaklaşık bir ispatla mahkemede bu kanaati uyandırmak yeterlidir.

Borçlunun Haciz Yolu ile Yapılan Takip Sırasında Mallarını Saklaması

Borçlunun icra takibinde mallarını saklaması da doğrudan iflas sebebidir (m. 177/1). Borçlu, kendisine karşı yapılan haciz takibinde borcuna yetecek kadar malını gösteren bir mal beyanında bulunmamışsa veya mal beyanından bulunsa bile haciz sırasında borcuna yetecek kadar malı olduğu halde bunları icra memuruna göstermemişse, mallarını saklamış sayılır.

Borçlunun Ödemelerini Tatil Etmesi

Borçlunun ödemelerini tatil etmesi de doğrudan iflas sebebidir (m. 177/1). Borçlu, muaccel olmuş borçlarını genel olarak ödeyemiyor ve bu husus geçici değilse, ödemelerini tatil etmiş demektir. Ödemelerini genel olarak ödeyemeyen, ödemelerini genel ve sürekli şekilde erteleyen borçluya karşı takip başlatmak anlamsızdır. Bu sebeple borçlunun doğrudan iflası istenebilir.

Konkordatonun Tasdik Edilmemesi veya Tamamen Feshedilmesi

Borçlunun önerdiği konkordatonun tasdik edilmemesi veya konkordatonun tamamen feshedilmesi hallerinde de doğrudan iflas istenebilir (m. 177/1).

Konkordatonun tasdik edilmemesi veya tamamen feshedilmesi halleri tek başına gerçekleştiğinde doğrudan doğruya iflas için alacaklının talebi gerekir. 2018 yılında yapılan değişikliğe göre; konkordatonun tasdik edilmemesi veya tamamen feshedilmesi sebeplerinden biri ve diğer doğrudan iflâs sebeplerinden birinin birlikte mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflasına re’sen karar vermelidir (m. 308, 308f).

İlama Bağlı Bir Alacağın İcra Emrine Rağmen Ödenmemesi

Borçlunun ilama bağlı bir alacağı icra emrine rağmen ödememesi de doğrudan iflas sebebidir (m. 177/1). İflas sadece para ve teminat alacakları bakımından söz konusu olabileceği için, icra emrine rağmen ödenmeyen ilamlı alacağın da para veya teminat alacağı olması gerekir. Dolayısıyla, ilama bağlı olsa bile para ve teminat alacağı dışında bir alacağın icra emrine rağmen ödenmemesi, doğrudan iflas sebebi olarak kabul edilemez. Kanunda sadece “ilam” ifadesine yer verilmiş olsa da, ilam niteliğindeki bir belgeye bağlı alacağın icra emrine rağmen ödenmemesi de doğrudan iflas sebebidir. Bu sebebe dayanılarak açılacak iflas davasında icra emrinin gönderilmiş olması dava şartıdır. Alacaklının elinde ilam veya ilam niteliğinde bir belgenin bulunması, ona tek başına doğrudan iflas davası açma yetkisi vermez.

Kolektif ve Komandit Şirket ile Ortaklarının Doğrudan Doğruya İflası

İlama bağlı bir alacağın icra emrine rağmen ödenmemesi sebebiyle doğrudan iflas, kolektif şirket ve komandit şirketler bakımından Türk Ticaret Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, kolektif şirketler bakımından icra emrinin şirkete tebliğ edilmesine rağmen borç ödenmediği takdirde, alacaklı, şirketle birlikte ortakların veya bazılarının da doğrudan iflasını isteyebilir (TTK m. 238/2).

Ayrıca, depo kararına rağmen para yatırılmadığı takdirde alacaklı, depo kararının ortaklara veya içlerinden bazılarına da tebliğini ve gereğini yerine getirmedikleri takdirde şirketle birlikte iflaslarına karar verilmesini mahkemeden isteyebilir. Bu hakkını kullanmamış olan alacaklının, şirket masasından alacağını tamamen alamaması hâlinde ortakları iflas yoluyla da ayrıca takip hakkı saklıdır (TTK m. 240/1). Aynı hükümler, komandit şirket ve ortakları hakkında da uygulanır (TTK m. 317).

Sermaye Şirketlerinin ve Kooperatiflerin Borca Batık Olması

Bir sermaye şirketinin veya kooperatifin borca batık olması halinde şirket veya kooperatif, mahkemeye başvurarak kendi iflasını istemek zorundadır. Aksi takdirde şirketin veya kooperatifin iflasını alacaklılardan biri isteyebilir (İİK m. 179). Görüldüğü üzere, sermaye şirketlerinin veya kooperatiflerin borca batık olması, alacaklının talebiyle bir doğrudan iflas sebebi olduğu gibi borçlunun talebiyle de bir doğrudan iflas sebebidir.

Yargılama Usulü

Doğrudan iflas sebeplerinden birinin bulunması halinde alacaklı, borçlunun işlem merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde iflas davası açar. Davada alacaklı olduğunu ve doğrudan iflas sebeplerini ispat yükü davacı alacaklıya aittir. Türkiye’de bir yerleşim yeri veya temsilcisi bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir sürede mahkemeye çağırılır (m. 177/2). Ayrıca, iflas talebi ilan edilir. Diğer alacaklılar iflas talebinin ilanından itibaren 15 gün içinde davaya müdahale veya itiraz ederek, mahkemeden talebin reddini isteyebilirler (m. 177/3, 178/2).

Genel iflas yolunda gördüğümüz şu hükümler burada da aynen uygulanır (m. 181): Muhafaza tedbirleri (m. 159), iflas talebinde bulunan alacaklının birinci alacaklılar toplantısına kadar olan masrafları ödemesi (m. 160), kanun yolu (m. 164), iflas kararından sonra davadan feragat edilememesi (m. 165) ile kararın tebliği ve ilanı (m. 166).

Doğrudan iflasa ilişkin hükümlerde genel iflas yolundaki depo kararına atıf yapılmamıştır. Dolayısıyla, doğrudan iflasta mahkeme depo kararı vermeksizin iflasa karar verebilir.

Yargılama Usulü

Borçlunun Talebiyle Doğrudan İflas

Hukukumuzda iflasa tabi bir borçlunun da kendisinin doğrudan iflasını isteyebileceği ve hatta bazı durumlarda kendi iflasını istemesinin zorunlu olduğu kabul edilmiştir. Bu sebeple, borçlunun talebiyle doğrudan iflası incelerken ikili bir ayrım yapmak gerekir. Borçlu; bazı durumlarda kendi iflasını istemek zorundadır, bazı durumlarda ise bir zorunluluk olmamasına rağmen kendi iflasını isteyebilir. Yani burada mecburi iflas talebi ve ihtiyari (isteğe bağlı) iflas talebi şeklinde ikili bir ayrım yapılabilir.

Genel iflas yolunda gördüğümüz şu hükümler burada da aynen uygulanır (m. 181). Muhafaza tedbirleri (m. 159), iflas talebinde bulunan alacaklının birinci alacaklılar toplantısına kadar olan masrafları ödemesi (m. 160), kanun yolu (m. 164), iflas kararından sonra davadan feragat edilememesi (m. 165) ile kararın tebliği ve ilanı (m. 166).

Borçlunun İsteğe Bağlı İflas Talebi

İsteğe bağlı iflas sebebi, borçlunun aciz halinde bulunmasıdır. Aciz hali, borçlunun muaccel borçlarını ödemek için yeterli ödeme araçlarından sürekli olarak yoksun olması demektir. İflasa tabi bir borçlu, aciz halinde bulunduğunu bildirerek yetkili mahkemeden iflasını isteyebilir. Borçlu, bu halde bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanını iflas talebine eklemek zorundadır. Bu belge mahkemeye ibraz edilmedikçe iflasa karar verilemez (İİK m. 178/1).

İflas talebi ilan edilir. Alacaklılar, iflas talebinin ilanından itibaren 15 gün içinde davaya müdahale veya itiraz ederek, borçlunun iflas talebini, hakkındaki takipleri ertelemek ve borçlarını ödemeyi geciktirmek için yaptığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler (m. 178/2).

Borçlunun Zorunlu İflas Talebi

Borçlu, aşağıdaki iki durumda yetkili asliye ticaret mahkemesine başvurarak kendi iflasını istemek zorundadır:

Borçlunun Mallarının Yarısına Haciz Konulması ve Kalan Yarısının Muaccel veya Vadesi 1 Yıl İçinde Gelecek Diğer Borçlara Yetmemesi

İflasa tabi bir borçlu aleyhine alacaklılardan birinin haciz yolu ile takip neticesinde yapılan haciz, borçlunun malvarlığının yarısının elinden çıkmasına sebep olup da kalanı muaccel ve vadesi 1 yıl içinde gelecek diğer borçlarını ödemeye yetmiyorsa borçlu derhal aciz halinde olduğunu bildirerek iflasını istemek zorundadır (m. 178/3). Bu iflas sebebi, gerçek kişi tacirler ile şahıs şirketleri için uygulama alanı bulur.

Av. Ahmet EKİN & Stj. Av. Şevval Asude DOĞAN

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu